YERLİ MALLARI VE TUTUM HAFTASI

Yılda bir kere, Aralık ayı ortalarında bu hafta hatırlanır ve kutlanır. Bu yılda bir şeyler yapıldı… BODER ve Belediye Pazar esnafına çorba dağıtıyordu… Bir levhada “HERŞEY DAHİL, İSRAF HARİÇ” yazıyordu…
Eskiden de bu günler kutlanırdı. O zamanlar çok anlamlıydı… Çünkü çoğu malları kendimiz üretiyor, kendimiz dikkatlice tüketirdik. Özellikle benim okuduğum Köy Enstitülerinde… Yenen, tüketilen çoğu ürünleri kendimiz üretirdik.
Tüketirken de çok dikkatliydik. İsraf etmez, çoğu artığı yerinde kullanırdık. Bugün bakıyorum. Neyimiz yerli, neyimiz milli… Adı milli olanlardan bir milli piyangomuz kalmış…
Örneğin; Milli Eğitim, Eğitim dini Arapça ağırlıklı programlar ABD’den, yabancı dil kitapları İngiltere’den… Bir ara İngilizce öğretmenleri de ABD’den Barış Gönüllülerindendi.
Milli Savunma kıyafetler, silahlar, araçlar ya ABD’den AB’den… Bu askerler ve askeri öğrenciler bizden…
Milli Takım… Adı var… Ama onu oluşturacak alt yapı yok. Alt yapı yerine yabancı oyuncular atletler transfer ediliyor. İthal futbolcu, basketçi, halterci okullarda spor dersleri ya kaldırıldı ya önemsizleştirildi.
Milli Kültürümüz karmakarışık. Arap, ABD, AB karışımı… Taklitçi olduk. Bizi biz yapan Türkçe… Milli dilimiz ama… O’nu da bozduk… Osmanlıca, Arapça, Kürtçe, Farsça… Eğitimi yabancı dil ağırlıklı okullarımız çoğaldı…
Milli marşımız vardı… Gerekli saygıyı görmemeye başladı. Milli sembolümüz olan Bayrağımız da öyle. Milli Marş yerine ara sıra “Mehter Marşı” girerken Bayrağımızın yerine de başka bayraklar geçer oldu…
(Yeşil vs. çok renkli) Yerli milli halk zaten kalmadı. 47 ülkeden kaçıp gelen insan dolu… Göçmen, sığınmacı, kaçak… Melezleştik…
Gıdalarımıza gelince… Milli yemeğimiz “ŞİŞ, KEBAB” bile ithal etle yapılıyor. Kuru fasulyemiz İran’dan… Karpuzda öyle… Muz Brezilya’dan, kivi Honduras’tan, sebze tohumları İsrail’den…
Adam, Bodrum pazarında “Yerli bunlar! Yerli bunlar!” diye domates satıyor…
Sordum: -“Tohum kendinin mi?”
Cevap: “Olur mu amca ithal” dedi…
Toprak bizim, yetiştiren adam bizim… Ama tohum, ilaç, gübre ithal… Ve adı yerli…
Milli olan Sümerbank’ı kapattık. Giysilerimiz Lacoste Benetton… Ayakkabılar Nike veya Adidas…
Milli olan Tekel’i kapattık. Yabancılara sattık. Anavatanı, Anadolu olan şarap ve bira bu topraklarda sekteye uğradı. Anasonunu, üzümünü yetiştirdiğimiz kendi üretimimiz rakımızda, tütün ve sigaramızda aynı sonu gördü. Şarapsa Anadolu’da iki bin yıldır milliydi…
Milli ne varsa, sattık, özelleştirdik.(Fabrika… Banka… Liman…) Halk evleri, Köy Enstitüleri gibi eğitim kurumlarını yok ettik…
Öyle bir yere geldik ki!… Atatürk’ü bile “yerli saymaz” haldeyiz! Ne üretiyoruz? Bundan sonra ne satacağız? Doktoru bile dışarıdan getirmeyi düşünürken!…
Hani bir yabancı demişti “Sizin tek ihraç edeceğiniz şey Askerliğinizdir!” oraya geldik… Çünkü bizde insan israfı da var. Çok olan şey kıymetsizdir.
Aklıma geldi: Bilim adamı, sanatçı yetiştiremediğimize göre… “İMAM” ihraç ederiz. Bu kadar İmam Hatip mezunu… 1.5 milyar Müslümana gerekli… Ya mezhepler uyuşmazsa!.. Fazlada sevinemiyorum…

ALİ İHSAN YÜCEL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir